Ölümsüz Leydi: Diana

Onu tanımayan, sevmeyen, hakkında bir fikri olmayan kimseyi tanımadık. Zarafeti, masumiyeti, ışığı onu dünyanın en çok konuşulan ismi yaptı. Leydi Diana!

Ne kelimelere ne de fotoğraflara sığabilecek bir hikâyesi yok Leydi Di’nin. Ondan bahsetmek için oldukça uzun bir zaman gerekir fakat konumuz hikâyesi değil. Sahip olduğu mükemmel stili…

Asla değişmeyen saç kesimi, mavi gözlerini belirginleştiren varla yok arası makyajı ve göz alıcı cildi. Sanki bir prenses olmak için yaratılmıştı. Her ne kadar hüzünlü bir şekilde yaşama veda etmiş olsa da biz onu hep o muhteşem elbiseleri ile hatırlayacağız.


Diana’nın hayatımıza girişi o muhteşem kraliyet düğünü ile gerçekleşti. Bitmek bilmeyen kuyruğu ve tafta gelinliği ile adeta cennetten gelmiş biri gibiydi. Gelin buketindeki çiçeklerin bile anlamlı bir şekilde seçildiği bu güzel genç kadın hayatımızın merkezi olmaya geliyordu.

Diana evlendiğinde çok gençti ve aslında kadınsı bir stili yoktu ama bu onun için çokta sorun yaratmadı. Ne giyerse giysin kendinden bir şeyler katmayı iyi biliyordu. Kareli kaşe kumaşları kullanmayı çok sevdiğini onu içinde gördüğümüz bu pembe takımdan da anlayabiliriz.


Kraliyet gezilerinde döpiyes giymek zorundaydı fakat günlük hayatta biraz daha rahat olmayı seven Diana stilinden ödün vermiyordu. Rahatlığı ve tarzını nasılda mükemmel bir şekilde yorumluyor. Bu görünümü günümüzde life style bloggerların sıkça kullandığı kombinlerden.

Peri masalı sandığımız evliliğin bir facia olduğunu öğrendikten sonra kıyafetleri de Dianayla birlikte bir değişime uğradı. Artık kraliyet mensubu olmayan diana daha feminen ve kendine daha güvenli görünüyordu. Dekolte ve döpiyes şartı olmadan giyinen Diana’yı bir farklı sevdik. 

Peki ya şort taytları kullanan ilk isimlerden biriydi desek ne dersiniz?


Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir