Romantik, Feminen, Dengeli: Audrey Hepburn

İkon denince akla ilk gelen isimlerden biridir Audrey Hepburn. Zarafeti, naifliği ve gülen gözleriyle kalplerimizi; modaya olan yeteneği ile bütün bir asrı fethetti.

Çocukluğundan yetişkinliğine uzanan acılar onu asla terk etmese de o gözleriyle gülmekten hiç vazgeçmedi. Savaşın hayatından götürdüklerine aldırış etmeden ona çizilen yolda yürümeye kararlıydı. Balerin olmak için çıktığı bu yoldan Oscar sahibi bir Hollywood starı olarak ayrıldı. Ama onu en çok konuşacağımız konu oyunculuğu olmayacaktı.

Ezber bozan güzelliği zamanın kadın starlarına göre oldukça farklıydı. Kıtlık kışını yaşamış olduğundan diğerlerinin aksine oldukça zayıftı. Kalın kaşları, dokunulmamış bir güzelliği vardı. Basit, sade ve elegan. Sadece kırmızı halıda değil günlük hayatında da mükemmel bir stile sahipti.

Breakfast at tiffany’s filmindeki ikonik görüntüsünün akıllardan asla silinmeyeceğine eminiz.

Peki ya bunun sırrı neydi?
Geçmişindeki sıkıntıların ağırlığı onu mütevazı bir insan yapmıştı ve bu stiline bir ayna gibi yansımıştı. Kendiyle barışıktı ve kaşlarını almayı, dişlerini kaplatmayı, saçlarını sarıya boyamayı reddetti. Ceylan gözlerini öne çıkaran sade makyajı, ince belini sarmalayan elbiseleri ve hiç dekoltesi olmayan elbiselerle bile yakaladığı kadınsı duruş. Ayakkabısından küpesine pantolon boyundan ceketinin rengine her şey müthiş bir dengeye sahipti. Şu an bile alıcı bir gözle baksanız her bir elbisesini günümüzde rahatlıkla kullanabileceğiniz bu kadın modadan bi haber dünyaya giyinmeyi öğretti diyebiliriz.
Güzelliği, insanlığı, zarafeti ve giyinişiyle örnek bir karaktere sahip Audrey Hepburn modanın vazgeçilmez isimlerinden biri olmaya sonsuza kadar devam edecek diye düşünüyoruz. Ne dersiniz?

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir