Yılın Girişimci Kadını Sadiye Tekin ile Röportaj

1- Sadiye Tekin kimdir? Bize kendinizden bahseder misiniz?

Ben aslında makine mühendisiyim. Hiç ummadığım zamanda ticarete girdim. Ne ailemde ne eşimin tarafında ticaret yoktur. Bir dönem dershanelerde matematik ve fizik alanlarında özel ders veriyordum. Hobi amaçlı olarak bu işe girdim. Bir baktım nerelerden nerelere gelmişim.

2- Şal üretmeye nasıl karar verdiniz? Bu, hayat planınızda hep yer alan bir hayaliniz miydi?

Bu işi hobi amaçlı yaptığım için ticarete döküp bundan para kazanmayı düşünmedim, öyle bir idealim yoktu. Çünkü asıl işim bu değildi. Ben ilk hobi amaçlı evde çanta yaparak başladım bu işe. Bu dönemde çok büyük firmalardan büyük çaplı siparişler aldım. Böyle olunca “Bu kadar sipariş alıyorsam bunu bir yerde gerçek bir işe dönüştürmem lazım.” dedim. Eminönü’nde bir yer tuttum. Bir hafta sonra ilk müşterim Ukrayna’dan Alexandra diye bir kişiydi. O zaman gün paramla işe başlamıştım, mağazamda toplam 30 tane çantam vardı. Çantaları çok beğendi ve her modelden 1000 tane çanta siparişi verdi. Ben de bu ürünleri bu sayıda üretecek maddi gücümün olmadığını, bu çantaların numune olduğunu söyledim. O zaman bana “Ben seni çok sevdim, sen çok net bir kadınsın, ben sana ücretin yarısını vereceğim yap bana bu çantaları.” dedi. Parayı verdi, çantaları yaptım. Daha sonra ürünü aldı. 20 gün sonra bu siparişin üç katı bir siparişle yine geldi ve biz uzun vadede ahbap olduk. Sonra bana Çeçenistan’dan, İran’dan müşteri getirdi. Bir baktım ki işin içindeyim.

Aradan 4-5 sene geçti, Alexandra ile dostluğumuz ilerledi. O dönem sadece yurtdışına çalışıyorduk. Alexandra bana özel ipek ve kaşmir şal satmak istediğini söyledi. Ürünleri benim vasıtamla aldık fakat ürünleri aldığımız kişinin bizi dolandırdığını ve bize kötü mal sattığını fark ettik. Bunun üzerine Alexandra bana “Bu adamı sen bulmuştun, senin referansınla bu ürünleri aldık o halde bu durumu sen temizle.” dedi. Borcumu nasıl ödeyeceğimi sorduğumda bana “Benim için kaşmir şal üret.” dedi ama ben o zaman hiçbir şey bilmiyordum. Kaşmir nerede üretilir diye sordum, Hindistan dedi. Ben de Hindistan’a gittim. Bir fabrika ile anlaştık. Ürünleri dokusundan çok görsellerini beğenip beğenmediğime göre seçerek kaşmir şalları ürettim. Çok beğenildi. O dönem çanta üretimine devam ediyorduk. Alexandra, “Keşke çantaları şallarla takım olarak üretsen.” dedi. Bunun üzerine çanta ve şalları takım yaptık, bunlar daha da çok beğenildi. Zamanla işlerin yoğunlaşması sebebiyle sadece şal üretimine döndük.

3- Stekin Collection nasıl oluştu?

Bu koleksiyon ismini Sadiye’nin kısaltmasından ve soyadımdan alıyor. O zamanlar Collection diye bir şey ortada pek yoktu ama şimdi heryer Collection oldu ve bu tanım vasıfsızlaştı. Çünkü herkes tasarımcı şu anda. Tasarım demek görselini sunduğun, dokusuna dokunduğun demek. Kaç mikron, kaç gram, hangi boncuğu ne kadar eklemen lazım bilmek demek. Ama şimdi görüyoruz ki tasarım adı altında çok farklı şeyler yapanlar var.

4- Şallarınızı üretirken modayı güncel olarak takip mi ediyorsunuz yoksa belirli bir stile mi sahipsiniz?

Aslında belirli bir stilimiz var. Stekin’in şalları hep süslü. Ben hiphop, salaş giyinen bir kadınım. Aslında boncuk, pul, varak benim hiç tarzım değildir. Ama üretim yaparken şallarda bir farklılık olsun istedim. Modayı güncel takip etmiyorum. 60’lı yılalrdan bir modeli örnek alabilirim, bu sene moda olan kiremit rengini ise hiç kullanmayabilirim. Kendime özgü modeller yapmayı seviyorum. Şalların dokusunun mükemmel olmasının yanı sıra, insanlar şalımızı gördüklerinde etiketine bakmadan “Bu Stekin şalı” diyebilsinler istedim. Bunu başardık, insanlar marka etiketini görmeden şallarımızın Stekin şalı olduğunu fark ediyor.

5- Kaşmir şal üretimi sizin markanızı özel yapan en önemli unsurlardan biri. Bize kaşmir şalınızdan bahseder misiniz?

Kaşmir; Sırbistan, Moğolistan ve Hindistan’da yetişen bir dağ keçisi cinsi. Diğer yünlere göre artısı tüylenme yapmaması. Bir kaşmir keçisinin sakal ve bıyık kısmından sadece 18 tel alınabiliyor, asla 20 tel alamazsınız. Özel yanı da bu. 160 gram bir şal için 700 tane kaşmir keçisi kullanmalısınız. Bayağı bir emek sarf ediliyor yani bu iş için. O kıllar eğriliyor, kök boyaya giriyor, üç hafta dinlenmeye bırakılıyor, tek tek eğriliyor. Bunların hepsi el emeği, içeriğinde hiçbir fabrikasyon yok. Bizim işlemelerimiz de öyle. Boncuk, varak, pul işlemelerimiz tamamen elle yapılıyor.

6- Daha büyük hedefleriniz var mı? Varsa nelerdir?

Ben “Rabbim beni çok büyütmesin.” diye dua ediyorum. Bir kadının çalışma saatlerinin çok düzenli olması gerekiyor iyi bir anne ve iyi bir eş olabilmesi için. İnsanlar benim üzerimden görev alabilsin istiyorum, insan yetiştiriyorum. 8 yılda 40 yıllık emek sarf etmek beni çok yordu, bu yüzden çok büyük bir hedefim yok. Sokakta, Eminönü’nde “Ben kaşmir üretmek istiyorum.” derseniz bizi gösterirler. Ve Türkiye’de kaşmir üreten yok, Hindistan’da üreten Türk zaten yok, hazır ürün almayı tercih ediyorlar. Belli markalara ürün de yapıyorum. Bunlar büyük başarılar. 6 yıldır ürettiğimiz ve artık beğenmediğimiz bir şal, Türkiye’de yeni popüler olabiliyor, anlıyoruz ki biz Türkiye’den 6 yıl öndeyiz. Şallarımız kopya ediliyor, kaşmir şalımızın kopyasının üzerine keten ipek yazmış birisi. Adını bile bilmiyorlar kaşmirin, aslında valiz ticareti yapıyorlar. Bir şaldan daha ne beklenir ki? Sırf “Daha ne yapacaksınız, kuş mu konduracaksınız, zil mi takacaksınız?” dediler diye geçen sene bir şalın iki ucuna beşer tane zil takmıştık. Bundan sonraki hedeflerim, kenara çekilmek, burayı birilerine devretmek, Hacca gitmek ve sağlıklı olmak. İnsanların hedefleri hep maddiyat ağırlıklı, benim öyle bir hedefim yok.

7- Sizce başarınıza en büyük etken nedir?

Yeni ve farklı şeyleri seviyor olmam olabilir, sıradanlığı sevmiyorum. En büyük etken sanırım bu, özgün ve tek olmak.

8- Şal üretimi dışında moda alanında farklı çalışmalar yapmayı düşünüyor musunuz?

Bayilerimin benden yıllarca istediği ferace ve abayaydı. Yelekler istemişlerdi, kürk ve varaklarla onları yaptık. Yine kıyafet yapılırsa kaşmirden bu tarz kıyafetler yapılabilir.

9- Bütün cevaplarınız için çok teşekkür ederiz, son olarak elchee okurlarına ne söylemek istersiniz?

Elcheé’de benim en çok sevdiğim şeyler ekip, birliktelik ve ekibin çok genç olması. Genç beyinlerin hızlı düşünüp hızlı hareket etmesi, teknoloji ile birlikte imece usulü böyle yeni işlere atılması beni çok mutlu ediyor. Başarılar dilerim.

Leave a comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir